2025’te Yine Sıçtık: IT Kesintileri ve Sinir Harbi
2025 IT dünyası için bildiğin tokat gibi geçti. Yıl daha başlarken Azure sendeledi, Haziran’da Google Cloud kafayı yedi, Ekim’de AWS US-EAST-1 komple dağıldı, ay bitmeden Azure bir daha patladı, Kasım’da da Cloudflare “internet var ama yok” moduna geçti. Her ay başka bir dev, her hafta başka bir kriz. Biz de ekran başında kahveyle log izlerken “hangi sistem bugün ağlıyor” diye tahmin oyunu oynadık. Bulut dedikleri şey, 2025’te resmen yağmur yağınca akan çatıya döndü.
İşin komiği, bu felaketlerin çoğu roket bilimi falan değil: yanlış bir ayar, yarım yamalak bir güncelleme, kırılgan bağımlılıklar, “çalışıyor dokunma” zihniyeti… Sonra milyonlarca kullanıcı aynı anda “site açılmıyor” diye bağırıyor. CIO’lar panikte, yöneticiler “bu niye oldu” diye soruyor, biz de loglara bakıp “abi bu çok uzun hikâye” diye iç çekiyoruz. 2025, teknolojiden çok insan faktörünün yılıydı.
Bir de işin organizasyon tarafı var… budget yok, zaman yok, test yok, ama herkes production’da mucize bekliyor. “Deploy atalım düzelir” diye diye sistemleri mezarlığa çevirdiler. Monitoring desen çoğu yerde süs, alarm çalıyor ama kimse açmıyor, açan da “false positive bu” deyip geçiyor. Sonra gece 03:00’te telefon çalıyor, herkes birbirine bakıyor: “Bunu kim yaptı lan?”
Ve tabii klasik: her şey çöktüğünde suçlu IT. Sanki DNS’i biz icat ettik, sanki fiber kabloyu biz kemirdik, sanki AWS’ye config’i rüyamızda attık. Sistem çöker, herkes “IT nerede” diye bağırır; sistem çalışır, kimse “eline sağlık” demez. 2025 bize şunu öğretti: Bu iş sadece teknoloji değil, sabrın, sinirin ve sağlam küfür dağarcığının da sınavı.
Sonuç mu? Dayanıklılık artık süs değil, hayatta kalma ekipmanı. Multi-cloud, yedek DNS, düzgün monitoring, felaket senaryosu tatbikatları — hepsi şart. 2026 daha sakin olur mu? Büyük ihtimalle hayır. Ama sorun da değil. Çünkü biz 2025’i yaşadık. Hâlâ ayaktayız. Bir tişört bastıralım:
“2025 IT Outage Survivor — Still Not Crazy (Yet).”


