
Lan, bir keresinde gece yarısı deploy yapıyoruz, takımın yarısı uyumuş, ben devopscu Hüseyin, back endci Eyüp ayakta. QA ci piç “Test ettim abi, taş gibi” diyor, ama kodda bir regex var ki, amına koyim, pattern’i user input’u ezer geçer. Prod’a basıyoruz, bam bam! Çat sistem iniyo.
Hüseyin log’lara dalıyor, “Amk, stack trace’de exception fırlamış, rate limit’i sikmiş!” Ben de kubectl get pod diye küfrediyorum, container’lar ölür gibi. Kalkan geri iniyo. Rollback yapıyoruz, ama state bozulmuş, terraform apply’la düzeltmeye çalışıyoruz. Gece 3’te PagerDuty alert’i sikercesine çalıyor, pm uyanıp slack’e “Sizi piç kuruları, postmortem yarın!” diye yazıyor.
Sonunda kullanıcılar tweet’lemiş, “Bu IT’ciler orospu çocuğu, ortalığı siktiler, gitti paralar” diye. 2 saatin sonunda dönüyoruz geri, içimden bir ses “Yapacağınız işi sikim”.
Öğrenilmemiş Dersler:
- Kod yazar yazılımcı, ama bug’la boğuşur; anasını satar, derdini unutur.
- Yazılımcı feature ister, sistemci firewall koyar; ikisi de birbirini siker, proje uzar.
- Sistemci log’lara bakar, yazılımcı stack trace’e küfreder; ikisi de kahve içer, yarını düşünmez.
- Yazılımcı API’yi ezer, sistemci rate limit’le ezer; sonunda user söver.
- Deploy yapar yazılımcı, downtime’la sistemci kudurur; user “sikeyim sizi” diye tweet atar.
- CI/CD döngüsü döner, dev’le ops kavgası biter; ikisi de “piç kurusu bug” diye küfreder.
- Blue-green’la switch yapar, ama traffic leak’la kudurur; rollback eder, “orospu çocuğu” der.
- PagerDuty alert’i çalar, SRE uyanır; toil’la boğuşur, “siktir et” diye yatar.
- Reliability first der, ama feature rush’la ezer; outage gelince “sikeyim seni dev” diye küfreder.